İzmir Elektrik Santrali

InterGen ve ENKA ortaklığı, 1997 yılında Yap-İşlet kanunu çerçevesinde TEAŞ tarafından açılmış olan elektrik üretim ihalesini kazanarak, İzmir (1,523 MW) Elektrik Üretim Santrali inşa ve işletme hakkını elde etmiştir. Proje kapsamında, 20 yıl süreyle (proje geliştirme ve inşaat süreleri de dahil olmak üzere) TEAŞ’a, elektrik satılacaktır. Bu elektrik, özel şirketler tarafından devletimize satılan en ucuz elektrik olacaktır.

İzmir Santrali’nin inşaatının değişik aşamalarında, 5.000 kadar kişi görev almış, şantiye mevcudu en yoğun dönemde 1.700 kişiye kadar yükselmiştir. Bu santral için gerekli tüm finansman, InterGen ve ENKA ortaklığı tarafından temin edilmiştir. Devletten alınan yegane garanti, satılan elektriğin bedeline ait Hazine Garantisi olmuştur.

InterGen şirketi, ABD’nin en büyük inşaat şirketi olan Bechtel ve (Hollandalı) Shell petrol şirketlerinin bir ortak girişimidir. ENKA ise ülkemizin en büyük inşaat şirketini de barındıran büyük bir Holding grubudur. Projelerin ana müteahhidi Bechtel ENKA Müşterek Teşebbüs Ortaklığı’dır; ana ekipman sağlayıcıları ise General Electric (Gaz Türbinleri), CMI-Belçika (Buhar Üretim Kazanları) ve Alstom’dur (Buhar Türbinleri).

Ağustos 2000’de inşaatına başlanan İzmir Elektrik Santralı, Mart 2003 tarihinde Ticari İşletme’ye geçmiştir.

1 Aralık 2005 tarihinde, ENKA, ticari işletme döneminde ortağı InterGen’in sahip olduğu hisseleri satın alarak, enerji üretim şirketlerinin tamamına sahip olmuştur.

Santrallerin Çevresel Özellikleri

“Doğal Gaz Kombine Çevrim” tipi elektrik santrallerine, dünya genelinde yoğun bir şekilde ilgi duyulmaktadır. Bu ilginin sebepleri arasında, kısa inşaat süreleri, düşük yatırım maliyeti, verimli çalışma ve asgari miktarda çevresel etki bulunmaktadır. Yani, bu tip santraller hem kullandıkları yakıtın oldukça yüksek bir kısmını elektrik enerjisine çevirebilmekte (yaklaşık %60 oranında; kömür santralleri için eşdeğer rakamlar %40’ları nadiren geçebilmektedir) hem de çevreye etkileri minimum düzeydedir. Bunun en önemli sebebi, yakılan doğal gazın esasen temiz bir yakıt olması, yani kükürt, partikül veya istenmeyen diğer yabancı maddeleri hemen hemen hiç içermemesidir.

Kombine Çevrim santrallerinin hatırı sayılır tek emisyonu, yüksek sıcaklıklarda gerçekleştirilen yanma sonucunda atmosferdeki azot ve oksijen moleküllerinin birleşmesi ile oluşan, (Nox) azot-oksittir. Her üç santralde de, azot-oksit üretiminin asgari düzeyde tutulması amacıyla, General Electric Şirketi tarfından geliştirilmiş olan DLN (Dry Low NOx) teknolojisi kullanılacaktır. Bu sistemle, doğal gaz ve hava önceden karıştırılarak karışım oranları kontrol altında tutuluyor; dolayısıyla, türbinlerin azot-oksit üretim oranları da kontrol altında alınmış oluyor.

Ayrıca, çıkan gazları atmosfere yüksek bir seviyede atmak suretiyle atmosferik hava karaşımını hızlandırmak için, buhar üretim kazanlarımıza 80 metrelik bacalar inşa edilmektedir. Sonuç itibariyla, bacalarımızdan çıkan egzoz gazları, gerek Dünya Bankası gerekse de Çevre Bakanlığımız tarafından belirlenen hava emisyon limitlerinin bir hayli altında kalacaktır.

Buhar üretim kazanlarımızda tesisimizde demineralize edilecek su kullanılacaktır. Kullanılacak olan bu demineralize su üretimi esnasında ortaya çıkan kimyasallar veya evsel atıklardan kaynaklanan kirli sular, gerekli arıtma tesislerinde işlendikten sonra, ilgili Kanun ve Yönetmeliklere uygun olarak deşarj edilecektir. Santralin gürültü kirletmesine karşılık olarak da, türbinler etrafına ve buhar blöf hatlarına özel ses geçirmez panolar ve susturucular yerleştirilmektedir.

Tesisimiz, tipik bir “Kombine Çevrim” doğal gaz elektrik santralidir. Burada, elektrik üretimi iki farklı kademede gerçekleştirilmektedir. Gaz türbinlerinde hava ile karıştırılan doğal gaz yakılarak, türbinle aynı şaft üzerinde bulunan bir jeneratörü çevirmek suretiyle birinci kademe elektrik üretilir. Aynı anda, bu yanmadan kaynaklanan sıcak gazlar, “Buhar Üretim Kazanına” gönderilir, ve bu ısıyla da buhar üretilir. Gerekli basınç ve sıcaklığa ulaşan buhar ise buhar türbinine gönderilerek, bu türbinin dönmesini sağlar. Buhar türbini ile aynı şaft üzerinde bulunan jeneratör vasıtasıyla da ikinci kademe elektrik üretimi sağlanır. Bu şekilde iki farklı “çevrim” gerçekleştiği için, bu tip santrallere “Kombine Çevrim” denmektedir.

Buhar türbininden çıkan kullanılmış buharın sıvılaştırılması gerekmektedir. Bu noktada soğutma sistemi devreye girer. Kondenserde, buhar türbininden çıkan buhar soğutma kulelerinden gelen soğutma suyu (deniz suyu) ile yoğuşturularak sıvı fazına yani suya dönüştürülür. Dolayısı ile kondenserin alt bölümünde biriken yoğuşum suyu (kondensat) tekrar kaynatılmak üzere kazanlara doğru gönderilir. Kazanlarda üretilen buharın, buhar türbinine gönderilmesi ile çevrim tamamlanmış olmaktadır. Verimliliği azami seviyede tutabilmek için, kazanlarda buhar üç farklı basınç kademesinde (yüksek, orta ve alçak) üretilir. Böylece, kazanlardaki mevcut sıcak gazlardan mümkün olduğu kadar faydalanılmış olunur. Kondenserde borular içinde dolaşarak boru yüzeyine temas eden buharın yoğuşturulmasını sağlayan ve ısınan deniz suyu tekrar soğutulmak üzere pompalar vasıtası ile soğutma kulelerine gönderilir.

Santralimizde kullanılan soğutma kuleleri ıslak tip ve cebri çekişlidir. Soğutma suyu 4 km uzaklıkta yer alan Nemrut Körfezi’nden sağlanmaktadır. Denizden alınan su, soğutma kulelerinde dağıtıcılardan ve parçalama yüzeylerinden geçerek aşağıya doğru yağmurlama şeklinde iner, hava ise elektrik motorlu fanlar sayesinde yukarıya doğru hareket ederek suyun ısısını üzerine alır, böylelikle soğutma sağlanır ve bir miktar deniz suyu tekrar denize deşarj edilir.

Buhar türbinlerinde 19 kV ve gaz türbinlerinde 15.75 kV olarak üretilen elektrik, trafolar vasıtasıyla 380 kV seviyesine yükseltilir ve ulusal enterkonnekte şebekemize iki noktadan kazandırılır: Aliağa-1 ve Aliağa-2 ana iletim hatları. Her iki iletim hattı da InterGen-ENKA ortaklığı tarafından finanse edilmiştir.